Günaydın gönül aydın;
Bu sabah gönül telimin nağmeleri coştu, kabardı yürek oldu sanki...şarkılarla türkülerle girdim, doğan yeni güne…yazılar vardır gidenlerin ardından yazılan,öyküler vardır, ağıt gibi yakılan, yanık türküler eşliğin de karşılıksız aşklara yakılan...Yazılar vardır,gönlünüzü alıp da yitip gidenlere, dönmeyenlere yazılan,sevgiliye atfedilen. Yazılardir dostlara ithaf edilen.
Benim de ablama yürek dostuma ithafımdır;
Günlerden cumartesi, aylardan ise bahar. Sabahın alaca karanlığı.Uzaklar da bir yerler de bir bülbül ötmekdedir. Hafiften neşeli ve oynak nakaratlarla, yazmak ve anlatmak daimi bir ruh dinginliğidir bence. İnsan hayatı kalabalıktır, kendiniz,arkadaşlarınız,dostlarınız, insanlar ve de insancıklar. Insan hayatı ise çok kısadır. Sevgileri ertelemeden dillendirmeliyiz diye düşünüyorum. Sevgiler çeyiz sandıklarında saklanmasın.”Seni seviyorum” demek bir dosta en güzel armağan olmalidir.Benim tercihim daima gönül dostlarımdan yanadır. Ama gerçek dostlarımdır, sözünü ettiğim.
Dost vardır,hiç düşünmeden ona arkanızı dönersiniz. Dost vardır, hiç görmez, hiç sesini duymazsınız. Sıcak bir yuva gibi o sizi hep bekler, hep oradadır. Uzakta ki gidilmeyen köy gibi sıcacıktır. Dost vardır, liman gibidir. Fırtınadan, boradan kaçıp da sığındığınız...dostlar vardır, ada gibidir. Tam da boğulmak üzere iken, nefes nefese kendinizi atarsınız güneşli sahiline. Dostlar vardır sular gibidir, ırmak gibi, akar durur dingin, yağmurlar eşliğin de yıkanır durursunuz. Dostlar yağmur gibidir. Dostlar bazen de ana gibidir. Başınızı yaslar ağlar, ağlarsınız, bazen sevinci bazen de hüzünleri paylaştığınız, kaya gibi sert dururlar….
Bütün bunları yaparken de bir yudum suya ihtiyacınız vardır. Dedim ya dostlar su gibidir. Bazen bir çayla, bazen de 40 yılın hatırı vardır diye, yudumlarsınız dost kahvenizi. Bazen de bir dilim mis gibi kokan ekmek...Sabahları sıcacık bir bardak çay hem içinizi, hem yüreğinizi ısıtir. Çay kaşığı bardağın için de tın tın gezindikçe, bilin ki o yaşanılası bir evdir. Kızarmış ekmek kokusu da katık olursa umuda..."Bir zeytin tanesini, uc kerede yiyin” derdi, ilkokul öğretmenim; o yıllar da azdı zeytin çeşitlemeleri. O yıllar da bu kadar çok ekmek çeşidi de yoktu. Herkes tek tip ekmek yerdi. Bir de eşeği ile ekmek satan tatlı mayacı, ara sıra benim de arabasını kaçırdığım güler yüzlü ekmekçi...
Ah yıllar ne yaptınız bana? Yaş 60...!Sahiden de ortasındayım hayatın...Ehh! Artık sıra gelmiştir güzelim kahveye.Küçük porselen bir fincan ve mis gibi kahvesi..Yanında da Hacıbekir lokum, sakızlı...Bir yudum kahve,bir lokum, bir yudum daha...Dilimde de bir tekerleme “kahveler pişti gel
Köpüğü taştı gel
İyi günün dostu
Kötü günüm geçti gel”
dersiniz gülümseyerek, yeni doğan güne, nazireler yollarsınız, iyi gün insancıklarına...Gerçek arkadaşlar arasına mesafeler girmez, gerçek aşklar da olduğu gibi...Elimden çayımı,evimden ekmeği,gönlümden kahveyi eksik etmeyen ablama...Bahçem de çiçek açan erik dalları ile, göz göze, gözden öte yalana, riyaya dümen kırmadan,rüzgara fora edilmiş dostluklar da...
Bu sabah gönül telimin nağmeleri coştu, kabardı yürek oldu sanki...şarkılarla türkülerle girdim, doğan yeni güne…yazılar vardır gidenlerin ardından yazılan,öyküler vardır, ağıt gibi yakılan, yanık türküler eşliğin de karşılıksız aşklara yakılan...Yazılar vardır,gönlünüzü alıp da yitip gidenlere, dönmeyenlere yazılan,sevgiliye atfedilen. Yazılardir dostlara ithaf edilen.
Benim de ablama yürek dostuma ithafımdır;
Günlerden cumartesi, aylardan ise bahar. Sabahın alaca karanlığı.Uzaklar da bir yerler de bir bülbül ötmekdedir. Hafiften neşeli ve oynak nakaratlarla, yazmak ve anlatmak daimi bir ruh dinginliğidir bence. İnsan hayatı kalabalıktır, kendiniz,arkadaşlarınız,dostlarınız, insanlar ve de insancıklar. Insan hayatı ise çok kısadır. Sevgileri ertelemeden dillendirmeliyiz diye düşünüyorum. Sevgiler çeyiz sandıklarında saklanmasın.”Seni seviyorum” demek bir dosta en güzel armağan olmalidir.Benim tercihim daima gönül dostlarımdan yanadır. Ama gerçek dostlarımdır, sözünü ettiğim.
Dost vardır,hiç düşünmeden ona arkanızı dönersiniz. Dost vardır, hiç görmez, hiç sesini duymazsınız. Sıcak bir yuva gibi o sizi hep bekler, hep oradadır. Uzakta ki gidilmeyen köy gibi sıcacıktır. Dost vardır, liman gibidir. Fırtınadan, boradan kaçıp da sığındığınız...dostlar vardır, ada gibidir. Tam da boğulmak üzere iken, nefes nefese kendinizi atarsınız güneşli sahiline. Dostlar vardır sular gibidir, ırmak gibi, akar durur dingin, yağmurlar eşliğin de yıkanır durursunuz. Dostlar yağmur gibidir. Dostlar bazen de ana gibidir. Başınızı yaslar ağlar, ağlarsınız, bazen sevinci bazen de hüzünleri paylaştığınız, kaya gibi sert dururlar….
Bütün bunları yaparken de bir yudum suya ihtiyacınız vardır. Dedim ya dostlar su gibidir. Bazen bir çayla, bazen de 40 yılın hatırı vardır diye, yudumlarsınız dost kahvenizi. Bazen de bir dilim mis gibi kokan ekmek...Sabahları sıcacık bir bardak çay hem içinizi, hem yüreğinizi ısıtir. Çay kaşığı bardağın için de tın tın gezindikçe, bilin ki o yaşanılası bir evdir. Kızarmış ekmek kokusu da katık olursa umuda..."Bir zeytin tanesini, uc kerede yiyin” derdi, ilkokul öğretmenim; o yıllar da azdı zeytin çeşitlemeleri. O yıllar da bu kadar çok ekmek çeşidi de yoktu. Herkes tek tip ekmek yerdi. Bir de eşeği ile ekmek satan tatlı mayacı, ara sıra benim de arabasını kaçırdığım güler yüzlü ekmekçi...
Ah yıllar ne yaptınız bana? Yaş 60...!Sahiden de ortasındayım hayatın...Ehh! Artık sıra gelmiştir güzelim kahveye.Küçük porselen bir fincan ve mis gibi kahvesi..Yanında da Hacıbekir lokum, sakızlı...Bir yudum kahve,bir lokum, bir yudum daha...Dilimde de bir tekerleme “kahveler pişti gel
Köpüğü taştı gel
İyi günün dostu
Kötü günüm geçti gel”
dersiniz gülümseyerek, yeni doğan güne, nazireler yollarsınız, iyi gün insancıklarına...Gerçek arkadaşlar arasına mesafeler girmez, gerçek aşklar da olduğu gibi...Elimden çayımı,evimden ekmeği,gönlümden kahveyi eksik etmeyen ablama...Bahçem de çiçek açan erik dalları ile, göz göze, gözden öte yalana, riyaya dümen kırmadan,rüzgara fora edilmiş dostluklar da...

deneme
YanıtlaSil